- Altınordu Haber Merkezi
- 0 543 578 72 80
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından hazırlanan “Çevresel Vergiler Raporu”na göre, çevreye zarar veren faaliyetlerden alınan vergiler dört ana başlıkta toplanıyor: enerji vergileri, ulaştırma vergileri, kaynak vergileri ve kirlilik vergileri .
Enerji vergileri; petrol, doğalgaz, elektrik tüketimi ve enerji lisans gelirlerinden oluşuyor.
Ulaştırma vergileri; motorlu taşıtlar vergisi, sivil havacılık ruhsat ve sertifika gelirleri ile gemi-liman harçlarını kapsıyor.
Kaynak vergileri; su, orman, maden, bor ve avcılık gibi doğal kaynakların kullanımı üzerinden alınıyor.
Kirlilik vergileri ise hava ve suya verilen emisyonlar, atık yönetimi ve ithalattan alınan çevre katkı payı üzerinden hesaplanıyor .
Rapor, Türkiye’de çevresel vergilerin 2008 yılından bu yana düzenli olarak hesaplandığını ve her yıl Eylül ayında yayımlandığını ortaya koyuyor. Ayrıca, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde kamuoyuna özel bültenlerle sunuluyor .
Bu vergilerin amacı, çevreye olumsuz etkisi kanıtlanmış faaliyetleri azaltmak, doğal kaynakların korunmasını teşvik etmek ve aynı zamanda devletin gelir elde etmesini sağlamak. Yani hem çevreye duyarlı bir ekonomi yaratmak hem de kamu hizmetlerine kaynak sağlamak hedefleniyor .
Olumlu yönler:
Çevreyi kirleten faaliyetlerden ek mali yük getirilerek doğa korunmaya çalışılıyor.
Yenilenebilir enerji ve çevre dostu üretime geçiş teşvik ediliyor.
OECD standartlarına uygun veri toplama sayesinde uluslararası karşılaştırmalar yapılabiliyor.
Olumsuz yönler:
Vergiler çoğu zaman doğrudan vatandaşa yansıyor, akaryakıt ve enerji fiyatlarının artmasına neden olabiliyor.
Çevre koruma amacı bazen geri planda kalıyor, vergi daha çok gelir elde etme aracına dönüşebiliyor.
Doğru kullanılmazsa çevre yatırımlarına değil, genel bütçe açıklarını kapatmaya yönlendirilebiliyor.